
zaman su gibi akıp gider ayakların altından. geri dönüp baktığında hayallerinden hangisi önündedir bilemezsin. çocukluğundaki o büyülü dünya, gençliğinde olmak istediğin yer ve şimdi bulunduğun yer ve zaman. bu dünyanın hali budur diye içerlenir ve hayıflanırsın. keşke dersin, keşke...
sana nasip olan da bu idi deyip rıza gösterirsin. bilemezsin ki gerçekten hakkından

Artık ziyaret etme zamanını geçirmemek gerikiyordu. Hemen hazırlığımı yaptım. Traşımı oldum, en temiz elbiselerimi giyindim. Gideceğim yer çok önemli idi. Oduncu İbrahim Amca'yı ziyaret etmek özen isterdi. Çok dikkatli olmak gerekirdi. Cümleleri özenle seçerek kullanmak gerekiyordu.
Evden çıktığımda bayağı bir heyecanlanmıştım. İbrahim amcayı hangi durumda

Güzel bir yaz günü, kırtasiye dükkanında oturmak zor iştir. Okul sezonu olmaması ne kadar da can sıkıcıdır. Zaman geçmek bilmez. Dükkan cadde üzeri olsa belki biraz hareket olabilirdi.
Genç adam bir o tarafa bir bu tarafa yürümüktedir. Raflara bakıyor, içerideki malın ne kadar olduğunu kabataslak hesaplamaya çalışıyordu. Ürün çeşitliliğinin çok kötü olduğunu

Söylenmesi gereken sözün "yerinde", "zamanında" ve "olay örgüsü" içinde söylenmesi gerekliliği oldukça önemlidir. Yoksa değeri olmaz ve etki uyandırmaz.
Söylenecek sözün, lafın veya fikrin gücü ve keskinliği bu "üç birlik kuralına bağlı" olduğuna dikkat çekmek isterim. Beni bu ortamda tanıyan ve takip eden kardeşlerim biliyorlar zaten. O bakımdan dört düşünüp bir

Akşam ezanlarının Adana sokaklarında yankılanışı havanın renginin değişeceğini haber veriyordu. Spidal hızla kaldırımları döverek ilerliyordu. Oldukça öfkeli idi. Bu denli önem vermesine rağmen sağlam bir ayakkabısı olmayışı onu çok etkilemişti.
Ayakkabıcı Muratyil abinin tema mağazasından içeri girdi. Yüklü paralar ödemesine rağmen iyi bir ayakkabıya sahip

Öğle saatler olmasına rağmen hava oldukça sıcaktı. Bunaltıcı sıcak iyice kendini hissettiriyordu. Bulutlar havayı iyice kaplamış inceden inceden yağmur damlalarını yeryüzüne gönderiyordu.
Yunus Emre köprüsü'den Ormantepe ışıklara gitmek yorucu olacaktı.
Yürümenin iyi geldiğini düşünerek yola devam etti. Yağmur da yağsa yürümeyi aklına koymuştu. Dere kenarında

Gecenin bütün zaman dilimlerini içerik girmeye ayırmış, sabah saatlerinden de bir miktar çalmayı başarmıştım. Oldukça yorgun ve uykusuz bir şekilde kendimi yatağa attım. Ne kadar zaman uyuduğumu hatırlamıyorum.
"ilam, ilam, ilam kalk" sesleriyle uyanıverdim. Kan çanağı gözlerimle zor açılan kapaklarından Şevval'a bir bakıverdim. Oldukça duygusal ve ağlamaklı bir sesle

Joomla günlerine katılmayı çok arzu etmiş, ama çeşitli olumsuzluklar nedeni ile katılamamıştım. Mini İstanbul buluşması bir fırsat olabilirdi. Bunu değerlendirmeyi çok arzuluyordum.
Yaşımın geçmiş gibi algılanması "vazgeç bu işlerden" diyenlerinde çokluğuna aldırmayıp istanbul'un değişken ve soğuk havasına bir başkaldırı olsun diye düştüm yollara. Uzunca ve

kimseye kırgın değilim...
hiç kimseye...
bir lokma ekmek kazanma uğruna beni diyar ellerde yanlız bırakıp 'ne yapacaksın oğul ekmek parası' diyen anama, babama...
bu iş yerini yapamadın artık hicret vaktin gelmiştir diyen abime...
gel burada daha iyi bir hayatın olur diyen kız kardeşlerime...
arnavutköyden bağcılara uzanan 15 yıllık bitmişliğin, çaresizliğin hayatımdan

Alexa'da pr2 olan eğitim sitemdeki 1.640.105. sıralamada olmam beni çok üzmüştü. Bu kadar emek verdiğim sitem diğerlerinden aşağı kalır neresi vardı? Boy desen boy, endam desen sırf endam... adı da güzel üstelik...
Yağmurlu aralık ayının perşembesinin cuma'ya bağlandığı günün de hayırlı olabileceğinden yola çıkarak işe koyulmalıydım. Bütün vücudumu heyecan